Faaliyetler

 

Çocuklarımız ve Gençlerimize Kur’an-ı Kerim Okuma ve Öğrenme Kursları:

Her hafta Cumartesi ve Pazar günleri saat 10:00 – 13:30 arası

 

Bay Cemaate Kur’an-ı Kerim Okuma ve Öğrenme Kursu:

Her hafta Pazar günleri İkindi Namazını müteakip

 

Bayan Cemaate Kur’an-ı Kerim Okuma ve Öğrenme Kursu:

Her hafta Salı günleri saat 10:00 - 12:30 arası

 

Sohbetler:

Cumartesi ve Pazar günleri LigTV maç yayınlarından bir saat önce Din Görevlimiz Memet AYDIN Hoca gençler ve ilgi duyanlar ile sohbet düzenlemektedir.

 

Kur’an-ı Kerim Hatim:

Her Pazar öğle namazından sonra Din Görevlimiz Memet AYDIN Hoca Kur’an-ı Kerim’in hatmi iҫin cüz dağıtacaklar ve hatimlerin duaları yapılacaktır. İlgi duyanlara görevli şahıslar ile bağlantı kurmalanı rica edilyoruz.

 

Yasin-i Şerif Okunması Ve Dinlenilmesi  

Her Perşembe günleri Yatsı Namazından yarım saat önce

 

Bayan Cemaatle Dini Sohbetler

Her ayın birinci ve üçüncü Pazarı Öğle Namazını müteakip

 

Hadis-i Şerif Dersleri

Pazar günleri Öğle Namazından 30 dakika önce

Sponsorlarımız

  • Sponsorlarımız
  • Sponsorlarımız
  • Sponsorlarımız
  • Sponsorlarımız
  • Sponsorlarımız
  • Sponsorlarımız
  • Sponsorlarımız
  • Sponsorlarımız
  • Sponsorlarımız
  • Sponsorlarımız
  • Sponsorlarımız
  • Sponsorlarımız
  • Sponsorlarımız
  • Sponsorlarımız
  • Sponsorlarımız
  • Sponsorlarımız
  • Sponsorlarımız


Duyurular
BU GECE MEVLİD KANDİLİ

Çarşamba’yı Perşembe’ye bağlayan gece tüm insanlığı onurlandırmak üzere dünyamızı teşrif eden Hazreti Peygamberin 1442. yıldönümünün idrak edileceği Mevlid-i Nebi’nin, ülkemiz, gönül coğrafyamız, tüm İslâm âlemi ve topyekûn insanlığın huzuruna vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyoruz.

 

Kendisi insanlığın onuru olan Sevgili Peygamberimizin (sas) insanlığa getirdiği varlık anlayışında insan, yaratılmışların en saygını (eşref-i mahlukât) ve varlığın özüdür (zübde-i âlem). İnsanın fıtrat ve yaratılış itibariyle onurlu bir varlık olması, İslâm’ın varlık, bilgi ve değer anlayışını şekillendiren en temel unsurlardan biri olmuştur.

Bununla birlikte insanoğlunun, son iki yüzyılda bilimsel ve teknolojik alanlarda gösterdiği olağanüstü ilerlemeyi, ne yazık ki insan onurunun korunması ve yüceltilmesi konusunda gösteremediği bir gerçektir. Geride bıraktığımız yüzyıl, daha şimdiden insanlık onurunun had safhada zedelendiği talihsiz bir zaman dilimi olarak anılmaktadır. Ayrımcılık, ötekileştirme, ırkçılık, şiddet, işkence, terör, savaş, gelir adaletsizliği, zulüm, sömürgecilik, eğitim eşitsizliği, emeğe saygısızlık, istismar, kürtaj, açlık ve kıtlık gibi onur kırıcı küresel sorunların kıskacındaki insanlık, tarihte görülmemiş bir sınavdan geçiyor.

Göğün kapılarına sırt çeviren insanoğlu, kendi eliyle ürettiği yapay sorunların açılmak bilmeyen kapıları önünde yorgun ve bitkin bir hâlde bekliyor. Bilim ve tekniğin son imkânlarıyla ürettiği en modern anahtarlar, kilitli kapıların açılmasında ona yardımcı olmuyor. Kendi ürettiğinin esiri olan insanlık, kendini hapsettiği karanlık zindanlardan çıkış yolları arıyor.

Bu yüzden de özlediği aydınlığı, peşinde koştuğu idealleri ‘nerede’ ve ‘nasıl’ araması gerektiğini yeniden düşünmesi gerekiyor. İşte bu noktada hem Mevlid Kandili hem de bu sene Kutlu Doğum Haftası münasebetiyle “Hz. Peygamber ve İnsan Onuru” temasının hem ülkemiz insanının hem de bütün insanlığın gündemine taşınması son derece önem arz ediyor.

İslâm’ın, insan onurunu merkeze alarak tesis ettiği insan anlayışının esaslarını Hz. Peygamberin (sas) çağlar üstü örnek hayatında, sünnet-i seniyyesinde, söz ve davranışlarında, en genel hatlarıyla da Veda Hutbesi’nde görmek mümkündür. Rahmet Peygamberi (sas), on binlerce insana hitaben yaptığı o tarihî konuşmasında insanların canlarının, mallarının ve ırzlarının yani kişilik değerlerinin ve insanlık onurlarının dokunulmaz olduğunu bildirmiştir. Böylece o, İslâm’ın, insanın yaşama ve mülkiyet hakkı ile manevî kişiliğine ilişkin bütün haklarını aynı ölçüde güvence altına aldığını ilan etmiştir. Sevgili Peygamberimizin (sas) tanımıyla iyi Müslüman, din kardeşinin canına ve malına olduğu gibi kişilik onuruna da saygı gösteren ve onun şahsiyetini dokunulmaz gören kimsedir.

Şurası iyi bilinmelidir ki insanı onurlu veya onursuz kılan temel ölçüt, davranışlarıdır. Davranışları kendisini onurlandırmayan kimseyi haricî hiçbir aidiyet onurlandıramaz. İnsan, ırk, renk, zenginlik, soy-sop gibi maddî, izafî ve geçici ölçülere göre değerlendirilmemelidir. “Nice kapılardan kovulmuş üstü başı perişan insan vardır ki, Allah’a yemin etse Allah onu yemininde haklı çıkarır” buyuran Sevgili Peygamberimiz (sas), insan onurunu maddî ölçütlerle değerlendirmenin yanıltıcı olabileceğine işaret etmiştir. İnsan bizatihi değerli ve onurlu bir varlıktır. Efendimizin (sas) nazarında onun siyahı da değerlidir beyazı da; fakiri de onurludur, hizmetçisi de.

 

İnsan onurunun beşerî ve ilahî yönü birbirinden ayrı tutulamaz. Bütünüyle insanı merkeze alarak aşkın hiçbir gerçekliği tanımayan bir bakış açısı, insanı bir bütün olarak kuşatmaktan uzak olacaktır. İnsan ve insan onuru, maddesi ve manasıyla, bedeni ve ruhuyla bir bütündür, parçalanamaz. Hiçbir insancıl düşünce ve ideoloji, İslâm’ın insan onuru konusundaki ayrıcalıklı konumuna alternatif oluşturamaz. Aşkın değerlerden soyutlanmış, metafizik ilkelere bağlı olmayan bir ‘insan onuru’ insana hak ettiği değeri veremediği gibi insanı daha da onursuz bir hale getirmektedir.

Sevgili Peygamberimizin (sas) kutlu doğumu vesilesiyle bugün bir kez daha hatırlatmak isterim ki insanın ucuzladığı, bir meta haline dönüştüğü, insan onurunun göz ardı edildiği, zedelendiği, ayaklar altına alındığı, insanlığın kaybolmaya yüz tuttuğu, insanı onursuzlaştırma, itibarsızlaştırma, değersizleştirme ve değerlerinden soyutlama gayretlerinin küresel ölçekte politikalar haline geldiği günümüzde bütün âlemleri onurlandırmak için gönderilen rahmet yüklü adalet, hikmet yüklü ahlâk peygamberinin onur mücadelesini ve insana bakışını yeniden keşfetmeye ve bu keşfimizi toplumun bütün katmanlarına açmaya her zamankinden daha fazla muhtacız.

Hiç kuşkusuz kutlu doğumunu idrak edeceğimiz Efendimizin (sas) örnekliği ve rehberliği, insanlığın bugün içine düştüğü her türlü badireyi atlatması, zedelenen insanlık onurunun tekrar yücelmesi ve özlenen aydınlığa kavuşması yolunda yegâne melcedir.

Bu duygu ve düşüncelerle aziz milletimizin, yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın, gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimizin ve tüm İslâm âleminin Mevlid-i Şeriflerini tebrik ediyor; Mevlid-i Nebi’nin dünyanın muhtelif yerlerinde çiğnenen ve zedelenen insanlık onurunun yeniden yücelmesine ve korunmasına vesile olmasını Yüce Rabbimizden niyaz ediyoruz.

 
MEHMET AKİF ERSOY: HAYATI, HATIRATI VE İSTİKLAL MARŞIMIZIN TAHLİLİ

Cami de derneğimizin hizmetleri ve etkinlikleri bağlamında 29.12.2012 tarihinde Mehmet AKİF ERSOY’un Hayatı, Hatıratı ve İstiklal Marşımızın Tahlili ile ilgili bir program düzenlenilmiştir. İcra edilen program Pulheim Cami Din Göravlisi Mehmet AYDIN Hocamızın  Kur’an Tilaveti ile başlamıştır. İlknur AYDIN ve Fatma Nur AYDIN kızlarımızın İstiklal Marşımızın on kıtasını ezbere okumaları ile devam eden program Sindorf  Din Görevlisi Mustafa ÖNEN Hocamızın “Mehmet AKİF ERSOY; Hayatı Hatıratı ve İstiklal Marşımızın Tahlili” konuşması ve Hocamızın duası ile tamamlanmıştır.

Bu vesile ile özellikle Sindorf  Din Görevlisi Mustafa ÖNEN’e, Din Görevlimiz Memet AYDIN Hocamıza,  Kadın Kollarına ve hizmetini ve himmetini eksik etmeyen bütün  Bay ve Bayanlara, emeği gecen herkese teşekkürlerimizi ve selamlarımızı sunuyoruz.

Saygı ve Selamlarımızla.

 

Pulheim Haci Bayram Camii

Din Görevlisi Memet AYDIN  ve  YÖNETIM KURULU

 
YENİ DİN GÖREVLİSİ MEMET AYDIN HOCA

YENİ DİN GÖREVLİMİZ MEMET AYDIN HOCAMIZ.

03.11.2012 TARİHİ İTİBARI İLE YENİ DİN GÖREVLİMİZ MEMET AYDIN VE MUHTEREM AİLESİ DERNEĞİMİZİN BÜNYESİNE, ARAMIZA KATILMIŞ OLUP, DEĞERLİ HOCAMIZ  GÖREVLERİNE, HİZMETLERİNE BAŞLAMIŞTIR.

 

YENİ GÖREVLERİNDE ALLAHDAN KOLAYLIKLAR, KENDİLERİNE VE AİLESİNE MUVAFAKIYETLER DİLERİZ.

 

 

DİTİB PULHEİM

YÖNETİM KURULU

 

 
Kurban Bayramı Mesajı

 

25 Ekim Perşembe günü, içerisinde pek çok güzellikleri ve nice hikmetleri barındıran Kurban Bayramıyla bir kez daha buluşmanın mutluluk ve heyecanını yaşayacağız.

Arefe günü sabah namazından bayramın 4. günü ikindi namazına kadar eda edeceğimiz ve her farz namazımızın akabinde getireceğimiz teşrik tekbirleri, Allah’a teslimiyet ve kulluk şuurumuzu tazeleyecektir. Bayramın birinci günü sabahın erken vakitlerinden itibaren camilerimizi doldurarak bir olma, birlik olma bilinciyle dualarımız Arş-ı Âlâya yükselirken, Bayram namazımızı eda edeceğiz.

Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail’in sadakat ve teslimiyetini bizlere hatırlatan kurban ibadeti, Yüce Yaratıcımıza olan daimi yakınlığımızı bir kat daha hissetmemizi sağlayacak, kestiğimiz kurbanlarımızın etinden fakir, muhtaç ve komşularımıza ikramlarımız sosyal hayatta bir mutluluk paylaşımı ve barış içinde birlikte yaşama azmimizi güçlendirecektir. Dünyanın çeşitli yerlerinde yoksul ve muhtaç kardeşlerimize vekâlet yoluyla kurbanlarımızı göndermemiz farklı coğrafyalarda birbirini düşünen, birbiri için fedakârlıklar yapan, birbiri için kalbi sevgiyle atan kardeşler olduğumuzu bizlere hissettirecektir.

Bayram ziyaretleri gündelik hayatın yoğun koşuşturması içinde yalnızlaşan ve en yakınlarına bile zaman ayırmakta zorlanan günümüz insanının kısır çekişmelerden, anlamsız kırgınlıklardan uzaklaşarak, çevresindekileri fark etmesine, sevgi ve dostluğun yaygınlaşmasına, kardeşlik ve dayanışmanın pekiştirilmesine, özellikle de akrabalık ve komşuluk bağlarını kuvvetlendirmemize vesile olacaktır.

Bayramın ancak bayram ettirmekle mümkün olacağı bilinciyle, çocuklarımıza verdiğimiz bayram harçlıkları, hasta, yaşlı ve kimsesizleri ziyaret ederek, hasseten paylaşma ve kaynaşma günü olan bu günlerde hiç kimseyi bayram coşkusunun dışında bırakmayarak Rabbimizin rızasına kavuşmanın yollarını açmış olacağız.

Yine kurban günlerinde kutsal topraklarda olan kardeşlerimiz farklı renk ve dillerine rağmen, dünyevi her türlü makam ve ayrıcalıktan arınmış, evrensel bir büyüklüğün eşit parçası olarak, diğer kardeşiyle tek ses olacak, “Lebbeyk Allahümme Lebbeyk” diyerek “Allahım sana geldim” nidalarını gök kubbeye yükselteceklerdir. Beytullah’ın etrafında yapılan tavaflara eşlik eden dua ve yakarışlarıyla arınmak, Hz. Adem’in tevbesinin kabul olduğu yer ve zamanda affolunmak, bir daha hataya düşmemek, dünya ve ahiret mutluluğuna erişmek, insanlara faydalı olmak için Rabbine dua ve niyazlarda bulunacaklardır.

Kurban Bayramı’nın bizlere lütfettiği bütün güzellikleri yaşamak ve yaşatmak dileğiyle en başta DİTİB ailesi olmak üzere, Almanya’da yaşayan Müslüman kardeşlerimizin ve İslam aleminin Kurban Bayramı’nı tebrik ediyor, hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hakk’tan niyaz ediyoruz.

 

 
Elveda

MUHTEREM CEMAATI MÜSLIMIN,

Allah’a hamd olsun , salat ve selam  Peygamberimiz (s.a.v.)´in üzerine olsun. Ey Allah’ın sevgili kulları, Allah’in selamı, rahmeti, bereketi, ve mağfireti üzerinize olsun.  Bizleri yoktan var eden yüce Allah´a ne kadar şükür etsek, ne kadar yalvarsak yinede yaradanımıza karşı kulluk görevini yerine getirmiş sayılmayız. Cennet’e hep beraber girmemize vesile olan Peygamberimiz (s.a.v.) salatü selam olsun.

Şu fani dünya´ya gelişimizin amacı, Allah´a olan görevlerimizi yerine getirmek ve ebedi dünya´ya göç etmek ve Allah´in vaad ettiği cennet’e girmektir. Peygamberimiz (s.a.v.) `de bizim gibi bu fani dünya´ya geldi ama bir takım sıkıntılar çektik´ten sonra ebedi aleme oda göç ettiler. Allah, Peygamberimizin şefaatinden bizleri mahrum eylemesin.

Değerli cemaati müslimin; hesaba çekilmeden önce kendimizi hesaba çekmemizi emreden yüce dinimiz bizleri kardeşliğe, birlik ve beraberliğe davet ediyor. Bu davete icabet ettiğimiz takdirde bölünüp parçalanmayız. Bütün düşmanlar bir olsa da bizleri hiç bir güç ayıramayacaktır.

Değerli cemaati müslimin; Peygamberimiz (s.a.v.)´in Mekke´den Medine´ye hicreti ne kadar mübarek ise, siz değerli kardeşlerimizin vatanımızın her bir köşesinden doğup şu gurbet diyarında yaşayarak rızkınızı temin etmeniz, cami´ler inşa ederek ibadet´lerinizi yerine getirmeniz de o kadar mübarekt´tir. O bakimdan Allah´in sevgili kulu ve Peygamberimizin sevgili ümmeti olduğunuzu unutmayınız.

Değerli müminler; sizler bu gurbet diyarinda yaşamasaydınız, camiler inşa etmeseydiniz biz Hocalar buralara gelemezdik.

Bu itibarla; islam dini´nin inançları, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yürüten Diyanet İşleri Başkanlığı; bu kutsal görevin yerine getirilmesi noktasinda yurt içinde olduğu gibi yurt dışında´da bu kutsal hizmeti Din Hizmetleri Müşaviri, Din Hizmetleri Ateşesi ve Din Görevlilerimiz ile sunmaya çalışmaktadır.

Bu bağlam´da; siz değerli kardeşlerimiz ile tanışmak ve yapılan hizmetleri yerinde görmek amacı ile kurulduğu günden bu güne kadar sürdürülmekte olan hizmetlere bizimde katkımız olması hasabiyle 30 Temmuz 2011 tarihinden bu güne kadar Köln Din Hizmetleri Ataşeliği emrinde faaliyet gösteren Türk Islam Kültür Dernegi Haci Bayram Camii´nde görevlendirildim. Görevlendirildiğim tarihten bu güne kadar bizleri dostca karşılayan, himmeti´ni, hizmeti´ni, misafir perverliğini eksik etmeyen bütün Cemaati müslimine canı gönülden teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Aynı şekilde siz değerli cemaatimizi Ankara’da misafir etmek bizleri onurlandırıcaktır.

Bu kardeşiniz 27.09.2012 tarihinde görevi sona ererek aranızdan ayrılacaktır. Bizleri memnun ve mesrur eden siz değerli cemaati müslimine Allah´a ısmarladik diyor, hakkınızı ve hukkukunuzu helal etmenizi istiyoruz. Bizlerde sizlere hakkımızı ve hukukumuzu helal ediyoruz.

Allah´a emanet olunuz. Allah yar ve yardımcınız olsun. “AMIN”

İletişim:

Telefon: 0090312-3398957

Diyanet İşleri Bşk. Telefon: 0090312-2957341

 

 

Mustafa Yilmaz

Diyanet İşleri Başkanlığı

 
<< Start < Zurück 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Weiter > Ende >>

Seite 5 von 20

Planlanan Faaliyetler 2016

 

 

 

Ulaşım

İletişim

Ziyaretci Defteri